İslam'da cinsel hayat

İslam'da cinsel hayat

Evlilikte Cinselilik / Eşler Arasında Cinsi İlişkiler

5 Temmuz 2011, Salı - 06:56
HİT: 1473(0)


Evlilikte Cinselilik / Eşler Arasında Cinsi İlişkiler

Soru

Bir defasında biz sizden şöyle birşey duymuştuk; dini konuları öğrenmede utanma olmaz, dini bir konuda ne biliniyorsa .hem açıklanmalı hem de bilinmiyorsa sorulmalıdır.

Simde ben de size, erkekle kadın arasındaki cinsi ilişkilerin nasıl olması gerektiğini sormak istiyorum. Bu konu bizlerin arasında devam ede gelen bir tartışma haline dönüştü. Çoğu kez bende aşırı istekler uyanıyor, bu nedenle hanımımı istiyorum. O ise benim istediğim zamanlarda kaçınıyor, teklifimi reddiyor. Bunun sebebi de ya yorgun olmasından ya da isteğinin olmamasındandır. Ya da onun ileri sürdüğü her hangi bir takım sebepler aramızdaki bazı cinsi ilişkilerin olmasına engel teşkil ediyor. Ben bu mazeretleri aramızdaki cinsi ilişkilerin meydana gelmesine 'mani' olabilecek türden problemler olduğunu düşünmüyorum.
Din, hissi ilişkiler açısından kadın ve erkeğin uyması gereken bir takım sınırlar çizmiş midir. Diyelim ki eşler karşılıklı cinsi ilişkilerinde birbirlerine muhalefet etseler bunun dini hükmü nedir?

Bu nedenle eşimle ben bu meselenin halli için size danışmaya karar verdik. Konuyla alakalı olarak dini hükümleri bilmek istiyoruz. Yeterli ve sadra şifa açıklamalarınızı bekliyoruz.

Cevap


Dini konuları öğrenmede utanmamak gerekir. Bunda hiçbir tereddüte mahal yoktur. Mü'minlerin annesi Hz. Aişe (r.anha) Ensar kadınları hakkında şöyle söylüyor: "Hayaları onların dinlerini öğrenmelerine mani olmazdı." Onlardan bazıları öğrenmek için gerektiğinde; hayız, nifas vb. konuları soruyorlardı. Kimisi de cünüplük, boşalma ve gusül hakkında sorabiliyorlardı.

Bu tür sorular karşılıklı konuşulması gereken türden sorulardır. Mektup yoluyla cevap vermek ya da telefon yoluyla halledilebilecek türden sorular değildir. Mescitlerde büyüklerin ve küçüklerin, evlilerin ve bekarların, yaşlı ve genç kadınların bulunduğu ortamlarda dersler işleniyor. Bu derslerde, taharet konuları, abdest konuları, gusül konuları, hayz konuları, nifas ve bunlara benzer diğer fıkhı konular işlenir. Abdesti bozan şeyler arasında insanın her iki yerinden çıkan pislikler, zekerin ellenmesi, kadına şehvetle veya şehvetsiz olarak yaklaşılması, guslün vacipleri sırasında cima, ihtilam, istimna ve bunların yanında cinsi konularla alakalı diğer hükümlerden bahsedilmektedir.

Mesela, tefsir ve hadis derslerinde cinsi münasebetle alakalı bir hadis veya bir ayet geldiğinde ondan bahsedilir. Bir müfessirin ya da hadiscinin bu konulara değinmeden geçmesi caiz değildir. Dolayısıyla bir müfessirin ya da hadiscinin Allah Teala'nın ya da O'nun Resulü (s.a.v)'nün konuyla alakalı hükümlerini anlatmadan geçmesi kesinlikle caiz değildir.

Bu konuların anlatılmasında bazı çekingenliklerin olması da doğaldır.Çünkü bilindiği üzere bu konudaki bilgiler, geniş, yaygın ve mahrem bir sahaya serpilmişlerdir. Bunanla beraber konu dinin üstünlüğüne, mescidlerin heybetine ve alimlerin vakarına gölge düşürecek boyutta da değildir.

Asrımızda cinsi eğitime önem verenler, cinsi eğitimin kapalı bırakılmadan,her yönüyle anlatılması taraftarıdırlar.


Kardeşimizin açıklanmasını istediği hükmün fetvasına gelince;eşler arasındaki cinsi ilişkiler, evlilik hayatında tesirleri ve bir takım ciddi yönleri olan konudur. Gerekli önemin verilmemesi ve konumunun dışına çıkılması neticesinde hayatın sıkıntılara ve zorluklara sürüklenmesine sebep olabilir.
Bazı insanlar dinin bu yöne gerekli ehemmiyeti vermediğini düşünürler. Bazıları da dinin bu yöndeki eğitim ve yönlendirmelere girmekten daha yüce bir konuma sahip olduğunu düşünürler.

Gerçekte İslam, insan hayatının hissi yönlerine ilgisiz bir din değildir. İslam dininin bu konuyla alakalı emirleri ve yasakları vardır.

1) İslam öncelikle, cinsel arzuların fıtri olduğunu, insanın asli ihtiyacı olduğunu, bazılarının bu konuda aşırı istekleri olabileceğini veya bazılarının da cinselliği çirkin ve pis bir istek olarak görebileceklerini göz önünde bulundurmuştur. Bu nedenle Peygamber (s.a.v) ashaptan, cinsi ilişkiden tamamen uzaklaşmaya çalışanlara şunları söylemiştir. "Ben Allah'ı sizden daha iyi biliyor ve sizden daha fazla O'ndan korkuyorum. Ancak ben hem namaz kılıyor hem uyuyorum, hem oruç tutuyorum hem tutmuyorum, kadınlarla da evleniyorum. Kim benim sünnetimi terkederse benden değildir."

2) Aynı zamanda evlendikten sonra bu güdülerin tatmin edilmesi konusunda her iki cinsin haklarını da tesbit etmiştir. Cinsi ilişkinin Allah'a yakınlık ve O'na ibadet olduğunu tespit etmek suretiyle evli çiftler arasında bu amelin yapılmasını teşvik etmiştir. Bir sahih hadiste şöyle geçmektedir. "Sizin fercinizde (üreme organınızda) bir sadaka vardır." Sahabe şöyle dedi: "Bizden biri (hanımına) şehvetle yaklaşırsa onun için de bir ecir var mıdır?" Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Evet, onu haram yollar için kullansaydı kendisi için bir günah olmayacakmıydı? Helal yolda kullandığından dolayı da bir ecir vardır. (Bu konuda) şerrin olabileceğini düşünüyorsunuz da hayrın olabileceğini düşünemiyor musunuz?"
İslam, fıtratı gereği erkeğin {cinsel ilişkiyi) isteyen, kadının da istenen olduğunu kabul eder. Erkek kadından daha isteklidir. Kadının cinsi yönüne olan dayanma sabrı oldukça azdır. Bazı kimseler kadının şehvetsel isteğinin erkeğinkinden kuvvetli olduğunu iddia etseler de yaşanan vakıalar bunun tersini göstermektedir.
a) Bu sebeplerden dolayı, erkeğin cinsi isteklerinin kadının cinsi isteklerinden ağır basması sebebiyle karı-koca ilişkilerinde kadının kocasının bu yöndeki isteklerine boyun eğmesini ona gerekli kılmıştır. Bu konudaki hadis şöyledir: "Erkek hanımını (cinsel) ihtiyacı için çağırdığında hemen gelsin."
b) Kadınların mazeretsiz olarak kocalarını reddetmeleri yasaklanmıştır, Böyle bir durum erkeğin sinirlenmesine ve arzularının körelmesine sebep olabilir. Hatalı davranışlara ve düşüncelere sebep olur. Sarsılmasına en azından sinirlerinin gerginleşmesine yol açar. "Koca karısını yatağına çağırır ve karısı da buna karşılık vermez ve kocası ona kızgın olarak gecelerse; melekler ona (kadına) sabaha kadar lanet ederler."
Ancak bütün bunlar, kadının hastalık, takatsizlik veya dini bir özür vs. türünden bir mazereti olmadığı zamanlar için geçerlidir.
Kocanın da bu durumlara dikkat etmesi gerekir. Nitekim Allahu Teala -ki kulları yaratan, onların rızıklarını veren ve hidayet eden odur- özür anlarında kullarının yükümlülüklerini kaldırmıştır. Kullara yakışan ise buna uygun davranmaktır.
c) Böylece mevzumuzu kadının nafile oruç tutmasının kocasının iznine tabi oluşuyla tamamlayalım. Çünkü kocasının hakkını gözetip, buna riayet etmesi nafile oruç sevabından daha önemlidir.
Buhari ve Müslim'in rivayet ettikleri bir hadiste şöyle geçmektedir: "Kocası yanındayken onun izni olmadan hanımı için oruç tutmak yoktur."
"Buradaki oruçtan murad, başka bir hadisde e ifade edildiği gibi "nafile oruç"tur.

3) İslam şehevi dürtüleri, erkek açısından dikkate aldığı gibi, bu işin kadınla ilgili yönünün de, yaradılışından gelen kadınlık vasfını dikkate almak suretiyle gözetmiştir.
Bundan dolayı Resulullah (sav), ashabtan Abdullah bin Amr'ın, "Gündüzleri oruçla, geceleri de namazla geçireceğim" demesine karşılık; "Nefsinin ve ailenin senin üzerinde hakları var" demiştir.
imam Gazali şöyle diyor: "Kişinin her dört gecede bir hanımına yaklaşması gerekir. Bu adalete en uygun olandır. Eğer dört hanımı varsa, o zaman bu Ölçü değiştirilebilir. Evet, karısının isteklerini gözetmek suretiyle bu süre uzatılabileceği gibi kısaltılabilir de. Bu işin hanımının, iffetini koruyacak şekilde gözetilmesi, kocanın üzerine vaciptir.

4) Ayrıca İslam, erkeğin, hanımının duygu ve isteklerine önem vermeksizin, bütünüyle kendi arzularını gözetmesini hoş karşılamamıştır.
Bu sebeple, bir hadis-i şerifte, eşlerin karşılıklı oynaşma ve öpüşmeyle birbirlerini cinsel birleşmeye hazırlamaları söz konusu edilmiştir. Bu sayede, yaptıkları sırf çiftleşmekten ibaret olan hayvansal bir birleşme olmasın.
Birçok İslam alimi ve hukukçusuna göre; eşlerin karşılıklı birbirlerini cinsel yönden uyarmalarında -pekçok evli çift bundan gafil olsalar da- bir beis veya günah yoktur.
Fıkıh ve tasavvuf alimi, Hüccetü'l İslam Ebu Hamid el-Gazali, takva ve vera ehlinin hallerini ve cennet yolunun yolcularını resmettiği kitabı "İhya"da bu konuda, "Cinsel birleşmenin bazı edepleri" başlığı altında şunları söylemiştir:

"Bu işe Allahu Teala'nın ismiyle başlamak müstehabdır. Nitekim Resulullah (sav) şöyle buyurmaktadır: "Sizden biri eşiyle birleşeceği zaman "Ey Allahım, şeytanı bizden ve bize rızık olarak vereceğin (çocuk)den uzaklaştır" desin. Bu durumda eğer Allah onlara çocuk- verirse, şeytan ona zarar veremeyecektir."
"Kişi, eşini ve kendisini örtsün. Yumuşak, hoş (güzel), nazik sözlerle ve öpücüklerle başlasın" meselesine gelince;
Resulullah (sav) şöyle söylüyor: "Sizden biri eşiyle hayvanlar gibi birleşmesin. Araya elçi (vesile) kılsın."
Denildi ki: "Elçi nedir? Ya Resulullah!"
Resululah (sav) şöyle buyurdu: "Öpüşme ve konuşmadır."
Yine Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Üç şey erkeğin acziyetindendir." Peygamberimiz bu üç şeyden birisini de şöyle ifade etmiştir: "Bu bir erkeğin, hiç konuşmadan, oynaşmadan ve sevişmeden hanımıyla birleşmesi, kendi ihtiyacını giderdikten sonra da hanımının durumunu dikkate almadan ayrılması (onun acziyetinden) dir.

Gazali diyor ki:
"Kişi isteğini giderdikten sonra, aynı şekilde karısına da ihtiyacını karşılayıncaya kadar imkan tanımalıdır. Karısının boşalması biraz daha geç olabileceğinden, onun durumuna göre kendisini ayarlamalıdır. Birden bire ayrılması hanımına eza olur. Boşalma anındaki uyumsuzluk, tatminsizliğe sebep olur. Genelde koca erken boşalmaktadır. Boşalma anındaki birliktelik kadın için en elzem olanıdır. Koca yalnızca kendisini düşünmesin, karısını da düşünsün. Karısı, çekindiği için bu konuları ona söyleyemeyebilir."

Gazali'nin görüşlerini naklettikten sonra, şimdi de konuyla ilgili olarak, büyük İslam alimi İbn Kayyım'ın "Za'dü'l Mead" isimli eserinde, "Eşler Arasındaki Cinsel İlişkide Nebevi Yol" başlığı altında zikrettiklerine bakalım. Burada cinsellikle ilgili olarak, dini zorlamaların, ahlaki ayıpların, toplumsal eksikliklerin -özellikle asrımızda bazı çevrelerin İslam'a eleştiri olarak ortaya attıkları eksikliklerin- konunun dışında tutulduğunu görürüz.
İbarede şöyle geçiyor: "Evlenmek ve eşler arası cinsel münasebetler hakkında en güzel örnekleri Hz. Peygamber (sav) vermiştir. O sıhhatli bir birlikteliğe dikkat etmiş, gönül hoşnutluğunu ve haz almayı gözetmiştir. En önemlisi evliliğin üzerine bina edildiği maksatları elde etmeye gayret etmiştir.

Evlilikte cinsel ilişkinin varlığının, üç temel hedefi vardır.

Birincisi: Nesli muhafaza etmek. Ve insanın bu alemde Allah'ın taktir ettiği noktaya varmasının gerçekleşmesi.

İkincisi:
Vücudda biriktirilmesi ve hapsedilmesi zararlı olan sıvının dışarı atılması.

Üçüncüsü: Tatmin olmak, zekv almak ve nimetten faydalanmak.

İbn Kayyım şöyle devam etmiştir: "Faydalardan bazıları da şunlardır: "Gözü muhafaza etmek, nefse hakim olmak, haramlardan iffeti koruyabilme gücünü kazanmak ve kadın açısından da bunları temin etmek. Bu şekilde insan hem dünyasına hem de ahiretine faydalı olur. Ayrıca eşine de faydalı olur. İşte bu yüzden Resulullah (sav) de "Bana dünyanızdan kadın ve güzel koku sevdirildi" buyurmuştur."

İmam Ahmet bin Hanbel'in, "Kitabu'z-Zühd"ün'de bu hadise güzel bir ziyade vardır: "Yemeğe, içmeye karşı sabırlı ol, ama hanımlarınla cinsel ilişkiye değil."
Resulullah (sav) ümmetini evlenmeye teşvik etmiştir: "Evlenin! Çünkü ben sizin çokluğunuzla, diğer ümmetlere karşı övünürüm." Yine şöyle demiştir: "Ey gençler, sizden evliliğe imkan bulan evlensin. Çünkü böyle yapmak, gözü sakınmanın ve ferci korumanın en iyi yoludur." Hz. Peygamber, Cabir (r.a) dul bir hanımla evlenince şöyle demişti: "Senin onunla, onun da seninle oynaşacağın bir bakire yok muydu?"
Sonra İbn Kayyım şöyle demiştir:
"Eşler arasında, oynaşmak, öpüşmek ve emmek, cinsel ilişkiye başlamanın gereklerindendir. Resulullah (sav) da hanımlarıyla oynaşır ve onları öperdi." Konuyla ilgili olarak Ebu Davud'da şöyle bir rivayet vardır.
"Nebi (sav), Aişe (ra)'yi öper ve dudaklarını emerdi." Cabir bin Abdullah (ra)'dan ise şöyle bir rivayet gelmiştir:
"Hz. Peygamber (sav) oynaşma olmadan cinsel birleşmeyi nehyetmiştir."
Bütün bunlar bize, İslam fukahasının bu tür konuların çözümlerinde "mutaassıb" ve "tutucu" olmadığını bilakis, asrımızın tabiri ile "ileri görüşlü" kişiler olduklarını göstermektedir.

Sözün özü şudur: Şüphesiz İslam, eşler arasındaki cinsel ikişkiyi ihmal etmemiştir. Kur'an-ı Kerim, Bakara suresinde, iki ayrı yerde aile hayatının tanzimiyle ilgili olarak şöyle buyuruyor:
Birincisi: Oruçtan bahseden ayetin konuyla ilgili yönüdür. Allahu Teala buyuruyor:
"Oruç gecesi, kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar sizin elbisenizdir, siz de onların elbisesisinîz. Allah, sizin kendinize yazık etmekte olduğunuzu bildi de tevbenizi kabul edip sizi affetti. Artık şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için yazıp taktir etmiş olduğunu arayın. Şafağın beyaz ipliği siyah iplikten ayırdedilinceye kadar yeyin için, sonra ta gece oluncaya dek orucu tamamlayın. Mescidlerde ibadete çekilmiş iken kadınlara yaklaşmayın. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır."
Eşler arasındaki münasebeti anlatmak için, Allahu Teala'nın, "Onlar sizin için elbise, siz de onlar için elbisesiniz" ifadesinden daha güzel, daha mükemmeli ve daha isabetlisi yoktur. Burada güzellik, beğeni, bağlılık, sıcaklık, güven ve mahremiyet gibi anlamlarla, eşler arasında karşılıklı ilişkinin gereği olabilecek herşey "elbise" tabiri ile karşılanmıştır.
ikincisi, Allahu Teala'nın şu kavlidir:
"Sana adet görmeden soruyorlar. De ki: "O eziyettir." Adet halinde kadınlardan çekilin, temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman Allah'ın emrettiği yerden onlara varın. Allah tevbe edenleri sever; temizlenenleri de sever. Kadınlarınız sizin tarlanızdır. O halde tarlanıza nasıl dilerseniz, öyle varın. Kendiniz için ileriye hazırlık yapın ve mutlaka Allah'a kavuşacağınızı bilin (Ey Muhammed) inananları müjdele."

Pekçok hadis-i şerifte -birinci ayette geçen- "Kadınlardan çekilmek" ile ilgili olarak gelen malumatlardan bunun "cinsel ilişkiden uzak durmak" olduğu anlaşılıyor. Bu, hayatın çeşnisi olabilecek öpme, sarılma ve dokunmaya mani değildir. Aynı şekilde ayette geçen "nasıl dilerseniz" tabirinden kasıd; cinsel ilişkiye, dilediğiniz şekilde ve nasıl istiyorsanız öylece devam edin. Bu daha önceki ayetteki öpüşme konusunun bir benzeridir.

Konuyla ilgili öğretiler (yol göstermeler) İslam'ın temel esaslarını içinde bulunduran Kur'an-ı Kerim'de pek çoktur.
Başarı Allah (cc)'dandır.
Kaynak: (Yusuf El Kardavi,Çağdaş Meselelere Fetvalar,Tahir Yayıncılık )

İLGİLİ HABERLER

  • ANKET
  • HAVA DURUMU

Ajanslar