Geçtiğimiz günlerde Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Kongresi’nde Genel Başkanlığa seçilen Selahattin Demirtaş hakkında “halkı askerlikten soğutmak” suçlamasıyla dava açıldı.
Demirtaş, özetle, “Çocuklarınızın ölmesini istemiyorsanız askere göndermeyin” anlamına gelecek bir cümle kurmuştu..
Savcılar anında harekete geçmiş.. Sen halkı askerden soğutuyorsun.. Bu suçlamaya maruz kalan ilk kişi elbette Sayın Demirtaş değil.. Pek çok gazeteci, yazar, politikacı aynı suçlamayla defalarca ifade verdiler.. İçlerinde hapis yatanlar bile oldu.
Askeri bürokrasinin sık sık tekrarladığı bir başka gerekçe ise, “Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratmak, asimetrik psikolojik harekat uygulamak” şeklinde kendini gösteriyor..
Selahattin Demirtaş’ın sözleri doğrudur, değildir tartışılır, fakat ben isterdim ki bu ülkede benzer bir çıkışı İslami düşünceye sahip bir yazar, bir politikacı söyleme cesareti gösterebilseydi.
Yani, “Sizin inançlarınızı tehdit gören, oğlunu ölüme gönderen başörtülü anaları kışlaya sokmayan, kışlada askerlere ibadeti yasaklayan, dindarları tehdit gören bir kuruma çocuklarınızı göndermeyin” diyebilseydi birisi..
Neden mi?
Çok basit.. Bu ülkede siyasal Kürtçülerden fazla, dindarlara baskının yapıldığını, özellikle de 28 Şubat postmodern darbesiyle bunun zirveye çıktığını sanıyorum anlatmaya gerek yok..
Örnek mi?
Bugün İHL kökenliler askeri okullara alınmaz.
Eşi başörtülü subaylar ordudan atılır.
Namaz kılanlar anında tehlikeli yaftasıyla kapı dışarı edilir..
Kışlalarda yemek öncesi yaptırılan sözde duada bile “Allah” demek yasaktır.
Er ve erbaşların dini vecibelerini yerine getirmeleri suç olarak gösterilir..
Subay ve astsubayların yaşadıklarını tekrar anlatmaya gerek yok..
Çok geri gitmeye gerek yok. Son 2 yıldır ortaya çıkan Kafes, Balyoz, İrtica Eylem Planı ve 27 Nisan Muhtırası’na bakınca dahi askerin millete, milletin inancına ne denli karşı olduğu, tehdit olarak algıladığı kendini gösterecektir.
Tüm bunlardan sonra, bir dindarın, “çocuklarınızı askere göndermeyin” demesini geçtik, kalkıp da “asker bizim göz bebeğimizdir” diye konuşması, en hafif ifadeyle platonik bir aşktan başka bir şey değildir.
Bu arada böyle bir kurumda hizmet etmek, ne kadar caizdir o da ayrı bir tartışma konusudur..
Zira bugünkü asker ocağı, ne o bizim bildiğimiz eski peygamber ocağıdır, ne de peygamberin getirdiği düzene saygılıdır. Hatta tam tersine peygamberi bir düzene ilk karşı duracak kurumlardan belki de ilkini oluşturur. Bunu bizzat generallik yapmış subaylardan duymadık mı bu ülkede..
Tüm bunların nedeni, elbette halkın askerden soğumasıyla değil, tam aksine askerin milletten soğutulmasıyla ortaya çıkmıştır.
Bugün TSK’ya olan güvenin hızla erimesini merak edenler, TSK’nın neden bu denli eleştirildiğini anlamaya çalışanlar en başta, askeri milletten soğutanlara bakmalı, onlardan hesap sormalıdır.
Bu satırların yazarı, askerliğini bir Astsubay Hazırlama Okulu’nda yapmıştı.. Karşılaştığım bir 2. sınıf öğrencisinin söylediklerine inanamamıştım. Öğrenci sivile ve sivil yönetime karşı inanılmaz bir kinle doluydu. Çözüm için, “Sallandıracaksın milletvekillerini Taksim’de” diye başlıyordu sözlerine.. Anladım ki askeri okullarda çocuklar, sivil düşmanlığı eğitimi alıyorlar ve onların “agası” gibi görüyorlardı kendilerini.. Karınlarını doyurdukları ekmeğin kaynağı olan millete tepeden bakmayı ilke edinmişlerdi sanki.
Türkiye’de askerle millet arasındaki güven bunalımının aşılmasının tek yolu, kozmik odaya girmek değil, daha da önemlisi askeri okulların sınıflarına girmektir.
Zira o sınıflarda zihinler yıkanır, şekil verilir ve tohumlar ekilir.. Önce o sınıflardaki eğitimle başlanmalı işe.. Halkı ve inançlarını tehdit gören anlayış yerine, onlara hizmet etmeyi şeref sayan bir anlayışla gerçekleşebilir. Halktan o çocukları soğutan eğitim yerine, içinden çıktığı halka nefer olmayı içine sindiren, demokrat, insan haklarına bağlı, inançlara saygılı, sadece askerlik mesleğiyle ilgilenen bir anlayış getirilmeli..
Aksi halde asker millete soğuk, hatta düşmanca bakmaya devam eder ki, bunun sonucunda yaşadığımız gerilim kangrene dönüşebilir..
Şimdi savcılara çağrı; lütfen askerleri milletten soğutanlar hakkında da davacı olur musunuz?
Yazı toplam 698 kez okundu.