Enis Berberoğlu'nun röportajı
Odasını
basmam tabii ki söz konusu olmadı. Ama eğer Güldal Hanım incindiyse,
neden böyle konuştu, niçin beni başkasıyla (diğer kadın Meclis
Başkanvekili Meral Akşener’i kastediyor) karşılaştırdı diye üzüldüyse,
benden özür bekliyorsa, dilerim. Bu işe nokta koyacaksa, kapanacaksa
yaparım.
BAŞBAKAN Yardımcısı Bülent Arınç, TBMM’de çıkan kavgada
son noktayı koymak için konuştu ve “Güldal Hanım (Mumcu) isterse özür
dilerim” dedi. Arınç sözlerini şöyle sürdürdü: “Odasını basmam tabii ki
söz konusu olmadı. Ama eğer Güldal Hanım incindiyse, neden böyle
konuştu, niçin beni başkasıyla (diğer kadın Meclis Başkan Vekili Meral
Akşener’i kastediyor) karşılaştırdı diye üzüldüyse, benden özür
bekliyorsa, dilerim. Bu işe nokta koyacaksa, kapanacaksa yaparım. Ama
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal veya parti yöneticileri istiyor diye
özür dilemem. Çünkü onlar orada değildi, neler yaşandı bilmeden
konuşuyorlar.” Bülent Arınç’a yöneltilen sorular ve yanıtları şöyle:
Çok olumlu buluyorum
- Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un EMASYA ve GATA konusundaki açıklamalarını nasıl karşıladınız?
Sayın
Genelkurmay Başkanı’nın tavrını, davranışlarını ve buna benzer
konulardaki düşüncelerini ben çok olumlu buluyorum. Şu açıdan olumlu
buluyorum; TSK Türkiye’de büyük bir güç ve geleneksel olarak eskiden bu
yana bu gücünü de en iyi şekilde kullanan kurumlardan birisi. Ama
sivil-asker ilişkilerinde Anayasanın öngördüğü biçimde herkesin olması
gereken yerde görevini en iyi şekilde yapması bizim için asıl olan.
Yani birbirlerine müdahale etmemeliler.
- EMASYA bir müdahale miydi?
EMASYA
protokolü günün şartları içerisinde demokratik olmayan biçimde 1997’de
müsteşarlar arasında imzalanmış bir konu. İhtiyaç olduğunda veya
taraflardan biri ihtiyaç gördüğünde bunu kullanırken itirazlara ve
eleştirilere yol açtı. Dolayısıyla İçişleri Bakanı’mızın, Silahlı
Kuvvetler’in yetkilisi ile yaptığı çalışmalar sonucunda sizin de
düşüncelerini aldığınız sayın başkanın uygun düşüncesi ile bu
yürürlükten kalktı ve geçmişten bu yana uygulaması devam eden il özel
idaresi kanun hükümleri yerinde kalmış oldu. Gerçi orada da bir-iki
madde var.
Kanunda bir-iki madde değişebilir
- Kanunda değişmesi gereken maddeler mi var?
Toplumsal
olaylarda da valinin elindeki güç ve imkanı ile olayları bastıramadığı
takdirde talebi ile askerin gelip müdahale etmesi söz konusu. Bu
geçerlidir ve doğrudur. Burada bir iki madde var ama temel anlayış bu
olunca yani valinin yetkisiyle olaylara müdahalesi tek başına söz
konusu olduğu takdirde protokolün kalkmış olmasını ben doğrusu yeterli
görebiliyorum.
- Acil olarak değişmesi gerekmiyor mu?
Belki
gündem içerisinde yani bugünkü olumlu yaklaşım içerisinde onların da
değişmesi gündeme gelebilir. Bunu çok acil bulmuyorum.
İrticanın tarifi olmalı
- Deniz Baykal’ın Cüppeli Hoca’ya geçmiş olsun dediğini gündeme getirmeniz tartışma yarattı.
İrtica
dediğiniz şey nedir, ne değildir bunun bir tarifi de olmalı. İşte
mesela seçimden önce Sayın Baykal çarşaflı hanımlara rozet taktı,
tarikat şeyhinin çocuklarını kaydettirdi. Üstelik Cüppeli Ahmet Hoca
efendiye de geçmiş olsun telefonu yaptı. Demek ki CHP iktidarda olsa
Baykal’da başbakan olsa MGK’ya gittiğinde artık irtica yoktur
diyecektir. Cüppeli Ahmet Hoca meselesi gündeme oturdu. Kendisi ‘evet
insani açıdan ben hiç tereddüt etmeden bunu yaptım’ diyor.
- Ama eleştirmiyorsunuz bu telefon görüşmesini...
Şimdi
insani açıdan bunu yapmak kadar güzel bir şey yok. Ama Türkiye’de uzun
yıllardan sonra irtica dendiğinde, gerici dendiğinde bazı insanların
kılık kıyafetleri, bazı insanların imam hatip mezunu oluşları, bazı
insanların saçı sakalı, başındaki takkesi söz konusu oldu. Ve diğer
partilerden daha çok CHP bunları göstererek dindar insanları rencide
etti. Yani Cüppeli Ahmet Hoca bugün şifa dilenecek, geçmiş olsun
denilebilecek bir insan olmasının ötesinde geçmişte hepimiz biliyoruz
ki gerici olarak, yobaz olarak gösterilen, eleştirilen bir insandı.
Onu arayıp tebrik etmedi
- Baykal ‘Ben aramadım eski vekil telefonu verdi’ diyor ama...
Demek
ki o seçim öncesinden başlayan trend devam ediyor ve bugün hiç tereddüt
etmeden telefon edilebilecek bir noktaya geliniyor. Bu bir gelişmedir,
bu bir aşamadır. Varsın benim onun üzerindeki hakkım dursun. Ama bu
yaptığı da doğrudur. Aslında sayın Baykal’ın insani açıdan yaptığı
hareketi başkalarına yapmadığını biliyoruz. Mesela ben Baykal’ın
kendisine muhalif olarak bildiği pek çok insana geçmiş olsun telefonu
açmadığına, hatta çocuğunu kaybetmiş insanlara bile başını
çevirmediğine şahidiz. Nitekim Hikmet Çetin ‘Afganistan’da
görevlendirildiğim zaman beni tebrik etmeyen tek kişi Baykal’dı’ diyor.
HÜRRİYET